Zaman zaman karşımıza çıkan bu kavramın orijinal adı "crowding out effect" olarak bilinir. Türkçesi dışarı çıkarmak, bıktırmak anlamına gelir. Önce örnek sonrada tanım yaparak bu ekonomi kavramını açıklayalım.
1990'lı yıllarda kamu borçlanması fazlaydı, bankaların müşteriye dahi ihtiyacı yoktu. Kamu kesimi zaten yüksek faizle borçlandığından banka açısından neredeyse risksiz ve yüksek getiri demekti ve bankalar yani fon arz eden kurumlar devlet tahvilleri satın alarak kamu finansmanını sağladılar. Fakat yüksek faiz özel sektör için finansman gideri demekti ve reel sektörün yatırım amacıyla borçlanmasının cazibesi yoktu. Yani yüksek kamu borçlanması özel sektörün yatırım imkanını dışlamış oldu. Bu duruma dışlama etkisi denir.
Peki bu ve önümüzdeki yıl için böyle bir riskten bahsedilebilir mi? Gelecek yıl yerel, vekil ve başkanlık seçimleri var. Bir yandan özel sektörün teşvik ve desteklerin devam etmesi talebi var. Fakat sabit olan şey tasarruflarımız.
Gelecek yıl kamu harcamaları seçim dolayısıyla ve ekonomiyi canlandırmak üzere artabilir. Ayrıca Kanal İstanbul projesinin finansmanını kamu bankaları üstlenmek istiyor. Böyle bir ortamda kamu lehine kredi tayınlaması dolayısıyla faizlerin artması ve dışlama etkisi yaratması riski öne çıkıyor. Özel sektörün döviz pozisyonunu ve FED faiz artış beklentisini göz önüne alırsak zaten kısıtlı olan döviz kredileri daha maliyetli hale gelecek, bu ortamda reel sektörün yatırım için KGF kredilerinden yararlanması gerekiyor. Firmaların bu krediyi kullanması için vergi ve SGK borcu olmaması şartı var. Kısacası KGF kredi faizleri artmaz ise vergisini, primlerini düzenli ödeyen firmalar daha az maliyetle borçlanacak yatırımlarını ertelemeyecek .
Devamını Oku »
1990'lı yıllarda kamu borçlanması fazlaydı, bankaların müşteriye dahi ihtiyacı yoktu. Kamu kesimi zaten yüksek faizle borçlandığından banka açısından neredeyse risksiz ve yüksek getiri demekti ve bankalar yani fon arz eden kurumlar devlet tahvilleri satın alarak kamu finansmanını sağladılar. Fakat yüksek faiz özel sektör için finansman gideri demekti ve reel sektörün yatırım amacıyla borçlanmasının cazibesi yoktu. Yani yüksek kamu borçlanması özel sektörün yatırım imkanını dışlamış oldu. Bu duruma dışlama etkisi denir.
Peki bu ve önümüzdeki yıl için böyle bir riskten bahsedilebilir mi? Gelecek yıl yerel, vekil ve başkanlık seçimleri var. Bir yandan özel sektörün teşvik ve desteklerin devam etmesi talebi var. Fakat sabit olan şey tasarruflarımız.
Gelecek yıl kamu harcamaları seçim dolayısıyla ve ekonomiyi canlandırmak üzere artabilir. Ayrıca Kanal İstanbul projesinin finansmanını kamu bankaları üstlenmek istiyor. Böyle bir ortamda kamu lehine kredi tayınlaması dolayısıyla faizlerin artması ve dışlama etkisi yaratması riski öne çıkıyor. Özel sektörün döviz pozisyonunu ve FED faiz artış beklentisini göz önüne alırsak zaten kısıtlı olan döviz kredileri daha maliyetli hale gelecek, bu ortamda reel sektörün yatırım için KGF kredilerinden yararlanması gerekiyor. Firmaların bu krediyi kullanması için vergi ve SGK borcu olmaması şartı var. Kısacası KGF kredi faizleri artmaz ise vergisini, primlerini düzenli ödeyen firmalar daha az maliyetle borçlanacak yatırımlarını ertelemeyecek .