24 Mayıs 2017 Çarşamba

Pump Priming Nedir?

İktisatçıların iyi bildiği bu kavramın Türkçesi, Basma Tulumba Etkisidir. Emme-basma tulumbayı köylere gittiyseniz bir kuyuda görmüşsünüzdür. Bu kuyunun çalışma prensibi şöyledir: Kuyuda su varsa pompa yardımı ile aşağı yukarı yaptığınızda kuyudan su gelir, peki kuyudan su gelmiyorsa ? O zaman kuyuya bir miktar su döküp beklerseniz, pompadaki hava çıkar ve tekrar su çekebilirsiniz. Aynı etkiyi ekonomi için de görmek mümkündür.

Konjonktürün resesyon ve depresyon bölgelerinde, deflasyonist açık vardır ekonomi durgundur, biraz  canlandırılması gerekebilir. Bu canlanma devlet müdahaleleriyle mümkündür.

Durgunluk dönemlerinde işsizlik yüksektir. Büyüme hızı yok denecek kadar az veya negatif olabilir. Hane halkının zorunlu harcamaları kredi kartlarıyla yapılmaya başlar, daha az nakit para görürsünüz. Mevduatlar (tasarruflar) azalmaya başlar. Ekonomide para azdır, kimse kimseye borç vermek istemez. Stoklar artar. Enflasyon da yüksekse, faizler yüksektir, yatırımlar durgundur. Kapanan işyeri sayısında artış yaşanır. Hem harcamalardan hem gelirden elde edilen vergi gelirleri azalır.

Hasıla değişiminin basit anlamda matematiksel ifadesi şudur: 

Y= C + I + G + X  - (S + T + M)


Y= GSYH veya İstihdam                              S=  Saves (Tasarruflar)
C= Consumption (Tüketim)                          I=  Investments (Yatırımlar)
T=  Tax (Vergiler)                                       X=  Exports (İhracat)
G= Kamu Harcamaları                               M= Imports (İthalat)

Denklemde; tüketimde (c) ve yatırımda(ı) azalma olduysa, hasıla (y) düşer. Kamu harcaması artışı (g) ve vergilerde (t) azalış olursa hasıla artar. Devlet ayrıca ihracat subvansiyonu uygulayarak cari açığı düşürebilir. Yani net ihracat artışı (Xnet), hasıla artışını sağlayabilir, döviz girişi artar. Para arzının artmasına katkıda bulunur.

Devlet piyasaya can suyunu temelde iki politika ile sağlayabilir:
(1)Genişletici para politikalarında toplam para arzı arttırılır. Bu artış merkez bankası tarafından para basarak, piyasadan tahvil alarak vb. yapılabilir.(egzojen para arzı artışı) Yine merkez bankası zorunlu karşılık oranlarını, reeskont ve avans faizlerini  düşürebilir. Böylece para arzını kaydi para yoluyla yani piyasa yoluyla arttırmış olur. (endojen para arzı artışı)

(2)Ekonomide para varsa borç-yatırım çarkı çalışmaya başlayabilir Ama talep yoksa ekonomi deflasyonist etkiden çıkartılamamışsa, bu sefer devlet bizzat genişletici maliye politikalarıyla talep yaratabilir. Kamu harcamaları en etkili yoludur. Devlet kamu yatırımlarını arttırarak piyasada talep yaratabilir. Örneğin 100 birimlik bir kamu harcaması yapıldığında reel GSYH, 100 birimden daha fazla artar. (Bu etkiye Keynesyen harcama çarpanı denir.) Bunun yanında vergi oranları düşürülebilir. Muafiyet ve istisnalar getirilebilir. Referandum öncesinde ÖTV indiriminin yapılması buna örnek verilebilir.

Peki kamu harcamalarının arttırılması gerektiğini söyledik, bu harcamaların kaynağı nereden olmalıdır? Vergi gelirlerinin azaldığını ve piyasada zaten azalmış nakit paranın da devlet iç borçlanması yoluyla çekilmemesi gerektiğini biliyoruz. Bütçe açığının kaynağı dış borçlanma olmalıdır. Mümkünse uzun vadeli dış borçlanma bu sorunu çözecektir. Hem para politikası hem maliye politikasının bir arada kullanılması daha etkili olacaktır.

Herşey sabit iken kuyu misali; ekonomiye bir miktar para verip, daha fazla çıktı almayı umut ederiz. Bu gerçekleşirse yani kamu ve yatırım harcamalarının çarpan ve hızlandıran etkileri sayesinde hasıla artışı sağlanırsa buna pump priming etkisi denir. KOBİ'lere hibe ya da kolaylaştırıcı krediler verilmesi bir örnektir.

Atilla Mert ÇITAK
24 Mayıs 2017

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder