13 Haziran 2017 Salı

Taylor Prensibi

Bir kariyer sınavında rastladığım ve yanlış hatırladığım bir kavram olan Taylor Prensibini araştırıp, hemde sizlerle paylaşmak istedim. Bu kavram ilk kez, Amerikalı bir iktisatçı olan John Taylor tarafından dile getirilmiş ve onun adıyla anılmaktadır. Bir para politikası kuralı haline gelmiştir.



John Taylor derki;
Merkez bankası iki temel amaca odaklanabilir. Bunlar işsizlik ve enflasyondur. Taylor kuralı ise hedeflenen enflasyon oranını nominal çıpa olarak içeren bir faiz haddi kuralıdır. Yani para politikası aracındaki değişim (politika faizi) enflasyonun ve GSYH'nın hedefinden saptığı miktar kadar olmalıdır.

Bilgi notu: Bilindiği üzere her ülkenin merkez bankasından beklentileri ve ona atfettiği görevler değişebilmektedir. Türkiye de işsizliği düşürmek; -gelişmekte olan ülkeler için maliye politikası etkili olduğundan- hükümet görevidir. Fakat ABD merkez bankasına 2 temel görev (emisyon ayarlaması ve bankacılığın düzgün işleyişi) haricinde "mali kurumların düzenlenmesi" görevi de verilmiştir. Bu sebeble işsizliğin politika ayağından birini FED karşılamaktadır. 

Bu amaçları gerçekleştirmek için potansiyel GSYH'a bakmak gerekir. Gerçekleşen ve potansiyel hasılanın arasındaki farka göre politika faizi yükseltilip, indirilmelidir. Potansiyel hasılaya -Mahfi Hocanın dediği gibi - ulaşmanın en kolay yolu geçmiş yıllar büyüme oranlarının ortalamasını almaktır. (Ülkemizin 1923 yılından beri büyüme ortalaması %5 .)


Detaylandırmak gerekirse,
Nominal faiz oranı için hedef dört faktöre bağlıdır:
İlk faktör cari enflasyon oranıdır. İkinci faktör ise denge reel faiz oranıdır. Cari enflasyon oranı ve reel faiz oranı toplamı nominal faiz oranını vermektedir. Üçüncü faktör, gerçekleşen enflasyonun hedeflenenden sapmasına dayalı olarak enflasyon açığının ayarlanmasıdır. Bu faktör enflasyon oranının hedeflenen düzeyden yüksek olması durumunda, nominal faiz oranlarının yükseltilmesi ve enflasyon oranı hedeflenen düzeyin altında ise nominal faiz oranının düşürülmesi gerektiğini belirtir. Dördüncü faktör, potansiyel reel üretim ve reel üretim arasındaki farka bağlı olarak üretim açığının ayarlanmasıdır. Bu faktör üretim açığı pozitif olduğunda (reel üretimin potansiyel reel üretiminin üzerinde olması), nominal faiz oranının yükseltilmesi ve üretim açığı negatif olduğunda faiz oranının düşürülmesi gerektiğini ortaya koyar.

Taylor'un kendi makalesine buradan göz atabilirsiniz.

Atilla M. ÇITAK
19 Nisan 2017



Matematiksel ifadesi şudur:

Kaynak: http://iktisat.biz/2015/10/09/taylor-kuralini-anlamak-uzerine-bir-deneme/



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder