3 Nisan 2017 Pazartesi

TÜİK İstatistik Güncellemesi

Bir çok takip ettiğimiz iktisatçı bu konu hakkında bir şeyler yazdı, çizdi. Bunlar genel bir yorum, eleştiri yahut muhalefet ne derseniz deyin, sonuçta merak edilmesi ve somut anlamda cevaplanması gereken meselelerdir.

Bu cevaplar niçin TÜİK kamuoyu açıklamasında farklı, niçin araştırmacıların yorumlarında farklıdır? Bu yazımda bunlardan bahsetmek istedim. Hangisinin doğru olduğuna siz karar verin.

Kısaca bir göz atalım bakalım TÜİK ne değişiklikler yapmış:

1- Bir kaç ay öncesinde TÜİK baz aldığı yılı değiştirerek 2009 yılı yaptı. Yani aylar öncesinden süre gelen bir veri setinden kopma yaşandı. Geçmiş büyüme oranları revize edildi.

2- Kişi başı milli gelir hesaplamasında dolar kuru hesabı 3.02 çıkıyor. (2016 Kişi başı GSYH TL / 2016 Kişi başı GSYH USD = 32.676/10.807) = 3.02 çıkıyor ve 2016 içinde dolar en düşük 2,79 en yüksek 3,92 seviyesinde.

3- İnşaat ve emlak harcamalarının yatırımlar içinde payı arttırıldı, mortgage ödemeleri tasarruflar içinde göstermeye başlandı.

4- 2016 yılı 3. çeyrek büyüme oranı %-2.9 dan %-1.3'e revize edildi.

5- Reel GYSH artış hızı yeni seride %7.3'e yükseltildi. (Eski seriye göre %5.2'idi) Böylece Çin'in adından büyümede dünyada ikinci sıraya yükseldik.

6-TÜİK bu verileri, günün şartlarına uyarlanması gerektiği sebebiyle yaptığını ifade etti.


TÜİK Yeni Milli Gelir Hesaplama Modeli sonrası değişen durum:
Nominal GSYH artışına dikkat ediniz.



İktisatçılarımız arasında en çok tartışılan mesele ve eleştiriler neler oldu:

- TÜİK verilerini henüz yayınlamadan gönderilen tavsiye mektuplarına uyulmaması, bilim dünyasının görüşünün alınmaması. (1923-1948 yılları milli gelir serilerini oluşturan iktisatçı Yahya Tezel ve Nuri Yıldırım hocalarımızın eleştirilerinin dinlenmediğinden bahsediliyor.)

- %2.9 büyüme rakamının gerçeği yansıtmadığı tartışıldı. (Kimileri için az bulundu, kimilerine göre makyajlanmış bir rakam)

- Erik Meyersson bunun, anayasa oylaması için zamanlamasının uygun olduğunu ve yatırımlarının büyük çıkmasının nedenini inşaat kaynaklı olduğunu belirtiyor.

- Korkut Boratav son makalesinde bunun 2008-2015 arası dönemin büyüme ortalamasını arttıracağını ve durumun sanal bir hesaplama olduğunu ifade etmiş.

- Hatta OVP'nin büyüme hedeflerinin tutturulamaması da tartışma içine alındı. 2023 yılına kadar orta gelir tuzağından çıkılıp çıkılamayacağı tartışılmakta.

- Dünya bankası Türkiye direktörü ise "The transition to high income requires the evolution of rules from those that favor 'know-who' to those that favor 'know-how'." yani " Yüksek gelir durumu bilgiyi bilen lehine olmaktan ziyade, bilginin nasıl oluştuğu konusunda bir evrime gereksinim duyuyor."demiş.

- Bakan iktisatçılarımız, büyümenin OVP ve 2023 için öneminden bahsetti.

Akademi dünyası genel anlamda elbette eleştirel yaklaşıyor, zaten bilimin doğasında eleştiri vardır ki o konuda gelişme yaşansın. Fakat halkın da eleştirilerin yönü büyük oranda aynı olunca, o noktaya dönüp bir daha bakılması gerektiğini düşünüyorum. 31 Mayıs Cuma günü Mülkiyeliler Birliğinde yapılan "yeni milli gelir serisi" konulu panelin notlarına da ulaşabilirsem, orada konuşulanları buraya ekleyeceğim. Ayrıca çeşitli yazarlardan anladığım kadarıyla tartışmanın süreceğini sanıyorum.

Sonuç:

Bu tarz düzenlemeler elbette zaman zaman gereklidir fakat bunların konsensus içinde kabul görmesi gerekir. Anladığımız kadarıyla bir tartışma halen devam ediyor.

Büyük yatırımcı, resmi verilerimizdeki bu değişikleri bir yere not alacak ve ona göre bir pörtföy oluşturacaktır. Küçük yatırımcılar ve sıcak para girişleri için değişen birşey olmayacaktır. Bu şekilde farklı hesaplar için ilerleyen günlerde de radikal düzenlemelere devam edecekse TÜİK, ekonomi dünyasını ikna etmek için daha çok açıklama yapmak zorunda kalabilir.


Atilla Mert ÇITAK
3 Nisan 2017

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder